Dış Ticaret Açığı

Bir ülkenin dış ticaret yapısı ve hacmi aynı zamanda o ülkenin ekonomik gelişmişlik düzeyinin de göstergesidir. İthalat ve ihracat rakamlarının dengesizliği ise beraberinde dış ticaret açığını meydana getirmektedir ki bu durum özellikle gelişmekte olan ekonomiler için önemli bir sorundur.

İç piyasada ihtiyaçların karşısında üretimin yeterli veya maliyetli olması ülkeleri ithalat yapmak zorunda bırakmaktadır. Aynı zamanda ihracatını artırmayı hedefleyen ülkelerin diğer bir görevi ise; ithal ettiği ürünleri kontrol etmek ve iç piyasadaki üretimleri teşvik etmek olmalıdır.

2016 yılında dış ticaret açığı 56 milyar dolar civarı olan Türkiye’de çok uzun yıllardır bu sorun ile mücadele eden ülkelerden biridir. Aslında Türkiye’nin dış ticaret açığı büyük oranda enerji ihtiyacı ve ithalatından kaynaklanmaktadır. Rakamlar incelendiği zaman petrol ve doğal gaz kalemlerinin 56 milyar dolarlık dış ticaret açığında %54’lük bir paya sahip olduğu anlaşılacaktır. Yine ithal ettiğimiz ürünler listesi incelendiği zaman otomotiv, makine ve teçhizatları, bazı tarım ürünleri, elektronik eşyalar ve kimyasalların da bu listede üst sıralarda olduğu rahatlıkla anlaşılabilmektedir.
Bunun karşısında Türkiye tekstil ağırlıklı, hazır giyim ve demir çelik gibi katma değeri oldukça düşük ürünlerle bu açığı kapatmaya çalışmaktadır. Yine ezberlediğimiz “katma değeri yüksek, teknolojik ürünler ihraç etmeliyiz ”in dışında toplumsal kararlılık ve hareketle milli ekonomimize destek olabileceğimiz noktaları da değerlendirmekte fayda var.
Dünyada beklentisi en yüksek ve hatta şımarık tüketici diye de tabir edilen Amerikan halkı bu konuda en güzel örneklerden bir olarak karşımıza çıkmaktadır. Bugün Amerika Birleşik Devletleri’nde ki iç piyasa ve otomotiv sektörü incelendiği zaman ilginç bir sonuç ile karşılaşmaktayız. En cazip fırsatlarla Amerikan pazarına sunulan dünya otomotiv markaları yerli tüketicinin karşısında ilginç bir refleks ile yüzleşiyor. Amerikan Ford markasının halen kendi pazarında ilk sırada yer alması aslında haklın kendi markasına sadık olduğunun en güzel göstergesidir.
Türkiye’de en azından yoğun bir şekilde ithal ettiğimiz akıllı cep telefonları ve beyaz eşyada Türk toplumunun bu kadar dışa bağımlı hareket etmesi aslında oldukça üzücü bir durum. Yerli üretimin mevcut olduğu ve hatta dış pazarlardaki markalarla bile rekabet edebilecek gücümüz var iken kendi ürün ve kalitelerimiz göz ardı etmemiz gerek dış ticaretimiz gerekse milli ekonomimiz açısından uzun vadeli daha büyük bir tehdit olarak karşımıza çıkacaktır.

Daha Fazla Göster

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı