Geçmişten gelen halıyı geleceğe taşımak

Halı geçmiş çağlarda Türk boylarında el dokuma kilimi ile başlamış ve gelişen teknolojilerle günümüze makina halısı olarak gelmiştir ve bu teknolojik gelişimler hale devam etmektedir. İşletmeler bu teknolojik gelişmeleri yakından takip etmektedir. Bu takip işlerin sürekliliği ve gelişen teknolojiyle daha iyi kalite elde etmekte ve işletmenin katlandığı maliyetleri minimuma indirmede önemli rol oynamaktadır.

Dünya pazarında Türkiye halı ihracatı konusunda önde gelen ülkeler arasında yer almaktadır. Tabi bu gelişim üretimde faaliyet gösteren firmaların artmasıyla birlikte rekabet unsurunu da beraberinde getirmiştir. Firmalar rakip firmalarla aynı kaliteyi daha ucuza mal etmek için gerek kar marjında gerek hammadde temin ederken katlandıkları giderleri kısarak rekabet gücünü artırmaya çalışmaktadır. Örneğin halı imalatı yapan bir firma ipliğini kendisi üretmek için halı imalatı yanında iplik imalatını da kendi bünyesinde üretmeye başlaması gibi. Tüm bu hususlar yerine getirildiğinde işletme tam rekabet etmiş olur diye düşünürsek hata yaparız. Çünkü bu hususlar yanında ülke ve dünya ekonomisindeki gelişmeler veya değişimler veya doğal afet vb nedenler işletmenin rekabet gücünü etkileyen faktörlerdir.

Gaziantep ilimiz halı imalatında Türkiye’nin merkezi haline gelmiş olup imalat ve satışı konusunda parmakla gösterilen bir il haline gelmiştir. Firmaların geçmişten günümüze çeşitli badireler atlatarak faaliyetlerini devam ettirdiklerini göz ardı edemeyiz. Gerek ekonomik krizler gerek gerek siyasal veya politik gelişmeler işletmeleri zaman zaman zor durumda bırakmaktadır. 17 ağustos 1999 da gerçekleşen Gölcük depremi, sonrasında 2008 ekonomik krizi, sonrasında 23 eylül 2011 Van depremi, sonrasında ülkemizin doğusunda meydana gelen terör olaylarından ötürü yaşanan sokağa çıkma yasakları vs.  Bu saydığımız olağan üstü hallerde firmalar çok büyük yükün altına girmiş alacaklarını tahsil edememiş borçlarını ödemede güçlük çekmişlerdir. İşletmeler bu krizleri en az hasarla geçirip faaliyetlerinin sürdürmeye devam etmişlerdir.

Örneğin İstanbul veya Van depremini ele alacak olursak bu doğal afetlerden sonra firmaların bu bölgelerdeki alacaklarını tahsil edemedikleri alacalarını ileri vadelere atmak zorunda kalmışlar ve bu vade farkının işletmeler kendi bütçelerinden temin etmek zorunda kalmışlardır. Dolayısıyla ticari alacakların geri dönüşümü baya uzamıştır. Zaten normal zamanlarda işletmeler rekabet edebilmek adına fiyatlarda ve vadelerde esneklik göstermek zorunda kalıp piyasadaki müşterilerin beklentilerini karşılamaya çalışmışlardır. Fakat bu girişim piyasanın değişmesine artık piyasadaki müşterilerin bu vadeleri talep etmeleri diğer firmaları da bu vadelerle mal satmaya zorlamıştır. Bazı firmaların bu vadeler yüzünden sürekliliğini sağlayamamış iflasın eşiğine gelmişlerdir.

Firmalar hammadde alımlarını peşin yada kısa vadelerle aldıkları için satışlarındaki bu kadar uçuk vadeler işletmelerin hammadde sağlama gücünü sekteye uğratmış olmakla beraber sürekliliğini de sıkıntıya sokmaya başlamıştır. Bu uzun vadeler yanı sıra petrole gelen zamlardan ötürü hammadde fiyatlarındaki yükselişten de firmalar nasibini almış bu sebeple hammaddeyi daha uygun fiyata elde edebilmek için gerek iplerini kendileri üretmeye başlamış gerek ithal ederek fiyatları uygun hale getirmeye çalışmışlardır. Gel gelelim bu kadar badireler atlatan firmalarımız doğuda yaşanan terör faaliyetleri yüzünden meydana gelen sokağa çıkma yasakları dolayısıyla doğudaki bankaların çalışmalarını sürdürememesi ve bundan kaynaklı o dönemlerde ödenmesi gereken çeklerin ödenmemesi ve müşterilerin gördükleri zararlardan ötürü çeklerini günlerinde ödeyememesinden kaynaklı vadelerin uzamasını da yine firmalarımız kendi bütçelerinden karşılamıştır. Bu sebeplerden dolayı firmalarımız geneli ihracata yönelmiş bulunmaktadır. İç piyasada ise yavaş yavaş satışların vadelerini düşürmeye çalışmaktadırlar. Ya da vadeli satışların birim fiyatı üzerine vade farklarını da ekleyerek ancak bu şekilde tedbirler almışlardır.

Ülkeler arası halı ihracatı sıralamasında Türkiye 2. Sırada yer almaktadır. Bu ihracat rakamları her geçen yıl bir önceki yıla göre yükselen yönde değişim göstermektedir. Bu rakamlar ülkemiz için önemli rakamlardır.

Ülkemizin hammaddeyi ve halı makinesini ithal ederken bu başarıyı yakalamış olması ülkemiz için gurur verici bir tablodur.

Önümüzdeki yıllarda yabancı ülkelerden ithal ettiğimiz makine ve hammaddeyi ülkemizde üretimine başlamamız ülkemiz için makine halısının marka ülkesi olmaya teşvik edecektir.

Halı ihracatında önemli rol oynayan pazarlama ve satış stratejilerinden birisi olan fuar ve sergi organizasyonları halı ihracatını daha kolaylaştırmakta ve müşteriyle üretici arasında bir bağlantı kurmanın yollarını bize sunmaktadır. Bu fuarlardan en büyüğü olan Çin fuarı ve Almanya Domotex fuarlarıdır. Firmalar bu fuarlara son 10 yıldır büyük rakamlarda masraf ederek yurtdışı fuarlarına katılmaktadırlar. Ancak bu fuarlara ek olarak Gaziantep ilimizde 3 yıldır başlanmış olan Gaziantep Domotex halı fuarı Almanya ve Çin’deki fuarlar gibi rağbet görmese de gün geçtikçe katılımlar artmaktadır. Biz Gaziantep firmalarının bu fuara daha çok rağbet etmelerinin gelecekte bu fuarı Almanya be Çin fuarı kadar büyütmede önemli ölçüde rol alacaklarını düşünmekteyiz. Eğer söz konusu Gaziantep fuarı bu ölçüde büyür ve gelişirse halı üretimi konusunda marka şehir olan ilimiz fuar organizasyonlarıyla da tüm dünyada adından bahsettirecektir. Firmalarımız bu kadar ihracatı yapıp ülke çapında adını duyurduğuna göre fuar ve reklam açısından da ülkemizin adını rahatlıkla duyuracağı kanaatindeyiz. Şu an itibariyle katılmış olduğumuz Çin ve Almanya fuarları gibi büyük fuarlara devletimizin çeşitli destekleri hali hazırda firmalara sunulmaktadır. Fakat biz bu teşviki almak yerine ülkemizde bu organizasyonu sağlayıp ülkemize katkı sağlamasını arzulamaktayız. Şüphesiz hal böyle olursa devletimiz hem bu teşvik giderlerinden kurtulur hem de bu büyük organizasyon sayesinde ülkemize yabancı para girişi sağlanmış olur.

Umarız gelecek yıllarda fuarımıza talep artar ve istediğimiz büyüklüğü ülkemizde görme şansımız olur. Çünkü halının merkezi ülkemiz ise reklam merkezi de ülkemiz olmalıdır.

Not: Katkılarından dolayı Turgay TÜRBECİ’ye teşekkür ederiz

Daha Fazla Göster

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı