İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Yönetim Kurulu Üyelerinin Hukuki Sorumluluğu

Yetki Paylaşımı mı, Risk Ortaklığı mı?

Anonim şirketlerde yönetim kurulu üyeleri, sadece şirketin menfaatlerini değil, aynı zamanda kamu kurumlarını ve üçüncü kişileri ilgilendiren pek çok sorumluluğu da üstleniyor. Bu durum, üyelerin sadece karar alıcı değil, aynı zamanda hesap veren konumda olduklarını açıkça ortaya koyuyor.

Peki her yönetim kurulu üyesi, şirketin tüm kararlarından sorumlu tutulur mu? Yoksa görev paylaşımı esas alınarak yalnızca belli alanlardaki üyeler mi ön plana çıkar?

TTK m.553 ve Sorumluluğun Dayandığı Temel Şartlar

Türk Ticaret Kanunu’nun 553. maddesi, yönetim kurulu üyelerinin görevlerini yerine getirirken kusurlu davranmaları halinde, şirketin kendisine, ortaklara ve şirket alacaklılarına verdikleri zararlardan dolayı müteselsilen sorumlu tutulacaklarını düzenliyor.

Bu sorumluluğun oluşabilmesi için üç temel unsurun birlikte gerçekleşmesi gerekir:

  • Üyenin kusurlu bir davranışta bulunmuş olması,
  • Bu davranış ile oluşan zarar arasında uygun bir neden-sonuç ilişkisinin bulunması,
  • Zararın bir hakkın ihlaline dayanması.

Uygulamada En Çok Karşımıza Çıkan 4 Durum;

  1. Kararlar Oybirliğiyle Alınsa Bile Kişisel Sorumluluk Devam Eder

    Yönetim kurulu üyeleri, alınan kararlara sadece katılmakla yetinemez. O kararın içeriğini sorgulamak, gerektiğinde itiraz etmek ve muhalefet şerhi koymak zorundadırlar. Aksi halde, oybirliğiyle alınan bir karardan doğan zarardan bile kişisel olarak sorumlu tutulabilirler.
  2. Vergi ve SGK Borçlarında Bireysel Sorumluluk Mümkün

    Vergi Usul Kanunu ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun, yönetim kurulu üyelerine vergi ve SGK prim borçlarından dolayı şahsi sorumluluk yükler. Hatta ortaklık payını devreden bir kişinin bile, devir öncesine ait kamu borçlarından ötürü sorumluluğu devam edebilir.
    Ticaret sicilinde devir tescil edilmemişse bu durum da sorumluluğu ortadan kaldırmaz. Kısacası, resmi kayıtlar her zaman sizi korumaz.
  3. Şirketle Yapılan Sözleşmeler Yeterli Koruma Sağlamaz

    Görev paylaşımı içeren yönetim kurulu kararları ya da şirket içi protokoller, dışarıya karşı geçerli değildir. Yargı mercileri, kağıt üzerindeki görev dağılımlarına değil, fiilen kim ne yapmış ona bakar.
  4. İbra Kararı Sadece Şirket İçi İlişkiyi Etkiler

    Genel kuruldan alınan ibralar, yalnızca ortaklık içindeki ilişki bakımından hüküm doğurur. Ancak alacaklılar, devlet kurumları ya da iflas idaresi gibi dış çevrelerin açacağı davalarda bu ibranın bağlayıcılığı yoktur.

Sonuç Olarak;

Yönetim kurulu üyeliği, sadece prestijli bir unvan değildir. Aynı zamanda dikkat, denetim ve ciddi bir hukuki sorumluluk gerektiren bir görevdir. Bu görevi üstlenmeden önce hangi risklerle karşı karşıya kalınabileceğini iyi anlamak, görev süresince sorumlulukları titizlikle yerine getirmek ve görev sona erdiğinde de olası hukuki sonuçlara karşı hazırlıklı olmak büyük önem taşır.

Av. Abdulsamed Örnek 

İlk yorum yapan siz olun

    Bir yanıt yazın

    E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir