İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Adli İstatistikler Çerçevesinde İcra Takiplerindeki Artış Eğilimi

1. Giriş

Ekonomik gelişmelere ilişkin değerlendirmeler çoğunlukla büyüme oranları, enflasyon göstergeleri ve para politikası kararları üzerinden yapılmaktadır. Ancak ekonomik yapının sahadaki gerçek etkileri; bu göstergelerin ötesinde ve çoğu zaman daha az görünür alanlarda ortaya çıkmaktadır. Adalet Bakanlığı tarafından yayımlanan Adli İstatistikler ile UYAP verileri, icra dairelerinin ekonomik koşulların fiili yansımalarını izlemek bakımından önemli ve güvenilir bir gösterge niteliği taşıdığını ortaya koymaktadır.

2024 ve 2025 yıllarında icra dairelerinde açılan icra takiplerindeki artış, yalnızca hukuki bir istatistik değil; ekonomik sorunların bireyler ve ticari işletmeler üzerindeki etkilerini somut biçimde ortaya koyan yapısal bir veri olarak değerlendirilmelidir.

2. Adli İstatistikler Işığında İcra Takiplerindeki Güncel Eğilimler

Adalet Bakanlığı tarafından yayımlanan güncel adli istatistiklerin incelenmesi, icra dairelerinde yeni açılan dosya sayısının yüksek düzeyini sürdürdüğünü, buna karşılık derdest dosya yükünde kayda değer bir azalma sağlanamadığını ortaya koymaktadır. Bu kapsamda, ilamsız icra takiplerinin toplam icra takipleri içerisindeki oranının belirgin biçimde arttığı gözlemlenmektedir. Söz konusu durum, alacaklıların alacaklarını tahsil etmek amacıyla yargılama sürecine başvurmaksızın, doğrudan icra hukukuna özgü takip yollarını tercih etme eğiliminin güçlendiğini göstermektedir.

Bu eğilim, yalnızca borçluların ödeme güçlüğü ile açıklanamayacak olup aynı zamanda alacaklıların tahsilat süreçlerine ilişkin risk algılarında meydana gelen değişimin de önemli bir göstergesi niteliğindedir.

3. Ekonomik Verilerle Hukuki Veriler Birlikte Okunmalı

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından yayımlanan enflasyon, gelir ve borçlanma verileri; şirket bilançoları üzerindeki baskının arttığını göstermektedir. Bu ekonomik göstergeler ile icra istatistikleri birlikte okunduğunda, icra dosyalarındaki artışın tesadüf olmadığı açıkça görülmektedir. Bir başka ifadeyle, ekonomi politikalarının günlük hayata ve ekonomik faaliyetlere yansıması, en açık biçimde icra dairelerindeki dosya yoğunluğunda görülmektedir.(2024’te 947 bin artan dosya sayısı 2025’te ise 1 milyon 688 bin adet artarak 23 milyon 944 bine yükseldi.)

Resmi istatistikler, icra dosyalarının sadece banka kaynaklı olmadığını; ticari alacaklardan doğan takiplerin de önemli bir yer tuttuğunu göstermektedir. Tedarikçi firmaların, daha önce uzun vadeye yaydığı alacaklarını artık daha erken aşamada icra yoluyla tahsil etmeye yönelmesi; ticari ilişkilerdeki güvenin sarsıldığına işaret etmektedir.

Bireysel borçlar bakımından ise tüketici kredileri ve kredi kartı borçlarının icra sistemine taşınma oranı dikkat çekmektedir. Bu oran; gelir artışı ile borçlanma arasındaki dengenin bozulduğunu ortaya koymaktadır.

İcra takiplerindeki artışı yalnızca borçlu sayısındaki artışla açıklamak yetersizdir. Resmi veriler kadar önemli olan bir diğer unsur, alacaklı davranışındaki değişimdir. Yüksek faiz ve belirsizlik ortamında, alacaklıların bekleme maliyeti artmış; bu durum hukuki yolların daha hızlı ve daha etkin kullanılmasına neden olmuştur.

Adalet Bakanlığı istatistikleri, ekonomik sıkıntının geçici mi yoksa kalıcı mı olduğuna dair önemli ipuçları sunar. Dosya sayılarındaki artışın süreklilik kazanması; sorunun ekonomik dalgalanmalar ve sorunlardan kaynaklı olmaktan çıkıp daha yapısal bir nitelik kazandığını düşündürmektedir.

Bu durum, yalnızca borçlular açısından değil; ticari hayatın sürdürülebilirliği ve hukuk sisteminin iş yükü açısından da dikkatle ele alınmalıdır. Zira icrai işlemler; ekonomik sorunların hukuki bir sonucudur.

4. Sonuç

2024-2025 dönemine ilişkin resmi icra istatistikleri, ekonomide uygulanan kısıtlayıcı politikaların bireyler ve ticari ilişkiler üzerindeki etkilerini açık biçimde ortaya koymaktadır. Hukuki mekanizmaların daha yoğun biçimde işletilmesi, ekonomik yapıda mevcut kırılganlıkların derinleştiğine işaret etmektedir. Bu çerçevede, icra dairelerinde biriken dosya sayıları yalnızca hukuki bir görünüm sunmamakta; aynı zamanda ekonomi politikalarının sahadaki sonuçlarına ilişkin önemli bir gösterge niteliği taşımaktadır. Ekonomik görünümün sağlıklı biçimde değerlendirilebilmesi için, makroekonomik verilerin yanı sıra icra istatistiklerinin de birlikte ele alınması gerekmektedir.

İlk yorum yapan siz olun

    Bir yanıt yazın

    E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir