İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Rekabet Hukuku Riskleri: Yönetim Kurulu Sorumluluğu ve Şirketlerin Ekonomik Dayanıklılığı

Giriş

Rekabet hukuku ihlalleri, günümüz piyasa ekonomilerinde şirketler açısından yalnızca idari yaptırımlarla sınırlı olmayıp aynı zamanda kurumsal yönetim ve ekonomik sürdürülebilirliği doğrudan etkileyen bir risk alanı haline gelmiştir. Özellikle anonim şirketlerde rekabet hukuku ihlallerinin yönetim kurulu kararlarıyla bağlantısı, yönetim kurulu üyelerinin hukuki ve ekonomik sorumluluğunun kapsamını tartışmalı kılmaktadır. Bu sebeple; anonim şirket yönetim kurulunun rekabet hukuku ihlallerinden doğan sorumluluğunu, Türk hukuku çerçevesinde ele alarak ve bu sorumluluğun ekonomik etkilerini Rekabet Kurulu kararları ışığında değerlendirmek gerekmektedir.

Rekabet Hukuku İhlallerinin Yönetim Kurulu Kararlarıyla İlişkisi

4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun m.4 rekabeti sınırlayıcı anlaşmaları, m.6 ise hakim durumun kötüye kullanılmasını yasaklamaktadır. Rekabet Kurulu uygulamasında, bu maddeler kapsamında ihlalin faili kural olarak “teşebbüs” yani şirket kabul edilmekte ve idari para cezaları doğrudan tüzel kişiliğe uygulanmaktadır. Ancak Kurul kararlarının gerekçelerinde, ihlalin oluşumunda şirket politikası ve üst yönetim iradesinin belirleyici rol oynadığı sıklıkla vurgulanmaktadır. Nitekim Bankalar Kararı’nda, fiyatlama ve rekabet stratejilerinin üst yönetim düzeyinde belirlendiği açıkça ifade edilmiştir. (Rekabet Kurulu, 12.11.2014 tarihli, 14-41/710-262 sayılı Bankalar Kararı.)

Anonim şirketlerde bu tür stratejik kararların alınmasından sorumlu organ yönetim kuruludur. Türk Ticaret Kanunu m.369 uyarınca; yönetim kurulu üyeleri, görevlerini yerine getirirken özen ve sadakat yükümlülüğü altında bulunmaktadır. Rekabet hukuku ihlali teşkil eden kararların alınması veya bu tür uygulamaların önlenmesine yönelik gerekli iç denetim ve uyum mekanizmalarının kurulmamış olması, bu yükümlülüklerin ihlali anlamına gelebilecektir. Bu durumda TTK m. 553 uyarınca, kusuru bulunan yönetim kurulu üyelerinin şirkete verdikleri zararlardan sorumluluğu gündeme gelecektir.

Rekabet Kurulu kararlarında doğrudan yönetim kurulu üyelerine idari para cezası uygulanmamakla birlikte; karar gerekçelerinde “üst yönetimin bilgisi”, “bilinçli ihlal” ve “şirket politikası” gibi ifadelerle yönetim kurulu üyelerindeki “irade” ön plana çıkarılmaktadır. Özellikle Çimento Karteli Kararları’nda; rekabeti kısıtlayıcı uygulamaların uzun süreli ve sistematik olduğu, bu durumun ancak üst yönetimin bilgisi dahilinde mümkün olabileceği belirtilmiştir (Kartel; rekabet hukuku bakımından bir piyasada rekabet eden teşebbüslerin, rekabeti bilinçli ve koordineli şekilde ortadan kaldırmak veya sınırlamak amacıyla aralarında yaptıkları yasaklı anlaşma ya da uyumlu eylemleri ifade eder.) (Rekabet Kurulu, 04.12.2013 tarihli, 13-71/952-403 sayılı Çimento Kararı.)

Benzer şekilde Perakende Sektörü Kararları’nda da fiyat koordinasyonunun merkezi yönetim tarafından yönlendirildiği tespit edilmiştir. (Rekabet Kurulu, 07.03.2018 tarihli, 18-09/157-76 sayılı Perakende Kararı.)

İhlallerin Ekonomik ve Hukuki Açıdan Değerlendirilmesi

Ekonomik açıdan değerlendirildiğinde; rekabet hukuku ihlallerine ilişkin idari para cezalarının şirket cirosu üzerinden hesaplanması (4054 s. Kanun m. 16), bu yaptırımların şirket üzerindeki etkisini artırmaktadır. Rekabet Kurulu’nun Tüpraş Kararı’nda uygulanan yüksek oranlı idari para cezası, rekabet ihlallerinin şirketlerin piyasa değeri ve yatırımcı güveni üzerindeki olumsuz etkisini açık biçimde etkilemiştir. Ayrıca kararların kamuya açıklanması, şirketler açısından ciddi bir itibar kaybını da beraberinde getirmektedir.

Yönetim kurulu üyelerinin hukuki sorumluluk riskiyle karşı karşıya kalması, rekabet hukuku uyum programlarının benimsenmesini ve iç kontrol mekanizmalarının güçlendirilmesini teşvik etmektedir. Rekabet Kurulu’nun Uyum Programları Rehberi ve bazı kararlarında, etkin uyum çabalarının ceza takdirinde dolaylı olarak dikkate alındığı görülmektedir. (Rekabet Kurulu, Rekabet Hukuku Uyum Programları Rehberi, 2019.)

Sonuç

Anonim şirketlerde yönetim kurulunun rekabet hukuku ihlallerinden doğan sorumluluğu; yalnızca TTK kapsamında özen ve sadakat yükümlülüğüne ilişkin hükümlerle sınırlı bir değerlendirmeye tabi tutulmamalıdır. Rekabetin Korunması Hakkında Kanun kapsamında oluşan idari yaptırım rejimi, Rekabet Kurulu’nun yerleşik kararları ve bu ihlallerin şirketler üzerindeki ekonomik etkileri birlikte ele alınmalıdır.

Rekabet hukuku ihlallerinin çoğu kez yönetim kurulu düzeyinde alınan stratejik kararların veya bu kararların yeterli denetim ve gözetim mekanizmalarıyla desteklenmemesinin bir sonucu olarak ortaya çıktığı dikkate alındığında; yönetim kurulunun rekabet hukuku risklerini öngörme, değerlendirme ve önleyici tedbirler geliştirme yükümlülüğü kurumsal yönetimin ayrılmaz bir unsuru haline gelmektedir.

Bu kapsamda; etkin rekabet hukuku uyum programlarının oluşturulması, iç kontrol ve denetim sistemlerinin güçlendirilmesi ve hukuki danışmanlık süreçlerinin karar alma mekanizmalarına dahil edilmesi; yönetim kurulu üyelerinin olası hukuki sorumluluğunun sınırlandırılmasına hizmet ettiği gibi şirketin uzun vadeli ekonomik istikrarının, piyasa değerinin ve kurumsal itibarının korunması bakımından da zorunlu bir gereklilik olarak ortaya çıkmaktadır.

İlk yorum yapan siz olun

    Bir yanıt yazın

    E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir